fbpx
GündemManşet

Serdar Aksoy için istenen ceza belli oldu!

İzmir’in Menemen ilçesinde “zimmet” soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Başkanı Serdar Aksoy hakkında hazırlanan fezleke tamamlandı. Savcı Ömer Faruk Özkaya’nın hazırladığı fezleke Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.  Belediye Başkanı Aksoy’un 5 yıldan 12 yıla kadar hapsinin istendiği fezlekede suçun açığa çıkmasına engel olmaya yönelik hileli davranışlarda bulunulduğu gerekçesiyle verilecek cezanın yarı oranında artırılması da talep edildi.

Toplam 24 ismin faaliyetlerinin ayrıntılı olarak değerlendirildiği fezlekede bazı isimlerin tutuklanmasına neden olan gerekçeler de anlatıldı. Tamamı, hurda satışına yönelik hazırlanan zimmet suçlamasında başka hiçbir konu yer almadı.

Menemen Belediyesine ait Fen İşleri Koyundere Şantiyesi’nde bulunan Menemen Belediyesi’ne ait hurdaların usulsüz bir şekilde satışını yaparak zimmet suçunu işlediklerinden bahisle yürütülen soruşturma kapsamında; eski İlçe Başkanı Muzaffer Sıtkı Yüksel, Ulvi Tanrıverdi, Kubilay Ersin Akdemir, Ali Kamalı, Sezai Ayyıldız ve Ozan Erol’un müşteki olarak beyanlarının olduğu vurgulandı. Ayrıca, Tanrıverdi, Kamalı, Yüksel ve Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak’ın teslim ettikleri fotoğraf, video kaydı gibi dijital materyallerin incelemesi sonucunda; hurdaların satışı sırasında şantiyede bulunan belediye görevlilerinin, sivil vatandaşların, hurdaların naklinin yapıldığı araçların, araçların sahibi olan şahısların ve firmaların Kom Bilgi Sistemi, Polnet Bilgi Sistemi ve açık kaynaklardan yararlanmak sureti tespitlerinin yapıldığı ayrıntılı olarak anlatıldı.

Soruşturmaya konu zimmet suçuyla ilgili olarak; öncelikle hurdaların satılması konusunda belediye görevlileri ile sivil şahıslar arasında görüşmeler yapıldığı, bu görüşmelerde pazarlığı yapıldığı ve iş için Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un kaşe imzası kullanılarak yetki belgesi düzenlendiği, 16 kamyon ve 3 iş makinasına ait hurdaların 21-22-23 Şubat 2020 tarihlerinde Menemen Belediyesi’ne ait Koyundere Şantiye Alanı’ndan taşınmasında çok sayıda araç kullanıldığı, hurdaların şantiye alanından nakliyesinin ardından belediye içerisinde suçun ortaya çıkmasını engellemek adına pek çok hileli harekete başvurulduğu, gerçeğe uygun olmayan tutanaklar tanzim edildiği, yapılan toplantılarda usulsüzlükleri dile getiren kişilerin konuşmalarının engellendiği, konu hakkında Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Çakmak’tan  geçmiş tarihli rapor düzenlenmesinin talep edildiği, Çakmak’ın güncel tarihli olarak hazırladığı raporda usulsüzlükleri tespit etmesi üzerine raporun sistemden geri çekilmesinin talep edildiği, süreç sonunda Çakmak’ın görevinden alındığı, hurdaların nakliyesi tarihinde ticaret siciline göre henüz kurulu olmayan Sare Geri Dönüşüm şirketi tarafından olay tarihinde şantiye alanında temizlik yaptıkları sırada hurdaları sehven götürmüş olabilecekleri yönünde bir senaryo kurularak suçun hileli hareketlerle ortaya çıkmasının engellenmeye çalışıldığı dile getirildi.

MAKİNA KİMYA ENDÜSTRİSİ’NE SATILMALIYDI

Yapılan hukuki değerlendirmede ise şu ifadelere yer verildi:

“Kamu kurum ve kuruluşlarının, Mahallî İdarelerin ve Askeri Birliklerin sahip olduğu hurda nitelikli malzemelerini ve ihtiyaç fazlası malzemelerini, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından her altı ayda bir belirlenen fiyat üzerinden, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu MKE Hurda İşletmesi Müdürlüğüne satış suretiyle devretmek zorunda olduğu ile ilgili olarak, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunca 23/10/2017 tarihli ve 160846 sayılı yazı ile konu İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne bildirildiği, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce bahse konu yazının 81 il valiliğine 07.11.2017 tarihinde, 08.11.2017 tarihinde Belediyelere, İl Özel İdarelerine ve Birliklerine bilgilendirildiği, Bahse konu yazı içeriğinin: “Mer’i mevzuat ve mahkeme kararlarına rağmen, bazı Mahalli İdarelerin (Özellikle belediyeler), hurdalarını Kurumumuza satış suretiyle devretmek yerine hukuka aykırı olarak, çeşitli şekillerde kendilerince, değerlendirme yoluna gitmesi nedeniyle, haklarında hukuki süreç başlatılmaktadır. Bu bağlamda Mahalli İdarelerle yaşanan hukuki süreçler, iş ilişkimizi zedelemekte, aynı zamanda hukuk mercilerinin zaten ağır olan iş yükünü de artırmaktadır. Bu durum, ülke güvenliği ve savunmasında yer alan Kuruntumuza finansman sağlayan. Hurda İşletmesi Müdürlüğünün tedarik kaynaklarını azaltması nedeniyle Savunma Sanayine ilişkin faaliyetlerimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

Yukarıda belirtilen Kanun, Kararname ve Genelgelerin vermiş olduğu görev ve yetkiler çerçevesinde, tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Mahalli İdareler ile Askeri Birliklerin sahip olduğu hurda nitelikli malzemelerini, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca her altı ayda bir belirlenen fiyatlar üzerinden satın alarak savunma İhtiyaçlarına yönelik hammadde ihtiyacının karşılanması, bu kapsamdaki Kuruluşların hurda malzemelerinin tümünü Kurumumuza devretmesi ile mümkün olabilmektedir.

Özellikle Genel Müdürlüğünüz Mahalli İdareler Kontrolörlerince, Mahalli idareleri denetimleri esnasında, yukarıda arz edilen açıklamalar ışığında, denetim elamanlarınızın hurda malzemelerin Kuruluşumuza devredilmesi hususunda gerekli hassasiyeti göstermeleri hususunu arz ederiz.” şeklinde olduğu,

Yukarıdaki yazıdan da anlaşılacağı üzere Menemen Belediyesine ait hurdaların satışının Makina Kimya Enstitüsü’ne yapılabileceği, kanunu bilmeme durumunun mazeret sayılamayacağı, kaldı ki soruşturmaya konu Belediyeye ait hurdaların Makina Kimya Enstitüsü dışında üçüncü kişilere satılmasında bile herhangi bir ihale, doğrudan temin veya benzeri bir usul izlenmeden yukarıda izah olunan şekilde Belediyenin üst düzey yöneticileri tarafından kafelerde üçüncü kişilerle görüşüldüğü, fiyat pazarlıkları yapıldığı, paraların elden tesliminin talep edildiği, hurdaların satışı sırasında elden teslim alınan paraların herhangi bir şekilde Belediyenin hesaplarına yatırılmadığı, olayın örtbas edilmesi adına bizzat belediye başkanı tarafından tutanaklar tanzim ettirildiği, usulsüzlüğü ortaya koyan raporların sistemden geri çekilmesine çalışıldığı, rapor tutanların görevinden uzaklaştırıldığı, belediye görevlileri arasında çok sayıda para transferi olduğu alınan savunmalarda bu transferlerin maaş ödemesi olduğu şeklinde bile beyanlar olduğu, kamu kurumu niteliğinde olan 180 bin nüfuslu bir ilçenin belediyesine ait ödemelerin şahsi hesaplarla yapıldığı, satış bedellerinin elden nakit olarak teslim alındığı, hurda satışındaki usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması adına hurdaların nakliyesinde kurulu olmayan bir şirketin şantiye alanının temizliği sırasında sehven hurdaları götürmüş olabileceği gibi senaryolar üretildiği,

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/3281 Esas ve 2014/7569 Karar sayılı ilamında; “Suç tarihinde Edirne Belediye Başkan yardımcısı olarak görev yapan sanığın kuruma ait hurda malzemeleri üçüncü kişilerin almasını sağlamaya yönelik talimat vermesi şeklinde isnat edilen eyleminin subutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceği,” tespitine yer verildiği, kararda belediyeye ait hurda malzemeleri üçüncü kişilerin almasını sağlamaya yönelik talimat verilmesi şeklindeki eylemin zimmet suçunu oluşturacağının açıkça belirtildiği, Soruşturmaya konu hurdaların satışının zimmet suçunu oluşturacağı konusunda bir duraksama bulunmadığı, soruşturmanın zimmet suçuna iştiraki bulunanların tespit edilmesi ve iştirak iradelerinin ortaya koyulması ve delillendirilmesi şeklinde yürütüldüğü, şüphelilerden belediye görevlileri olanların isimlerinin yanına belediyede bulundukları görevin de belirtildiği, şüphelilerin tamamının fikir ve eylem birliği içerisinde aynı suç işleme kastının icrası kapsamında hareket ederek suçun çeşitli aşamalarına dahil oldukları, Belediye görevlisi olan şüphelilerin tamamının Türk Ceza Kanununun 37/1.maddesine göre fail olarak sorumlu tutulmalarının gerektiği, kamu görevlisi sıfatına sahip olmayan şüphelinin her ne kadar iştirak iradesi içerisinde hareket ettikleri ortaya konulmuş ise de üzerilerine atılı suçun özgü suç olduğu bu nedenle Türk Ceza Kanununun 40/2.maddesi gereğince yardım eden olarak sorumlu tutulmaları gerektiği, suçun zimmetin ortaya çıkmamasına yönelik hileli hareketlerle işlendiği bu nedenle haklarında verilecek cezada Türk Ceza Kanununun 247/2.maddesinin nazara alınması gerektiği,

İŞTE İSTENEN CEZALARIN KANUN VE MADDELERİ!

ZİMMET

TÜRK CEZA KANUNU Madde 247

(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

*Müşterek Faillik Suretiyle Suça İştirak (TCK m.37/1)

Müşterek faillik, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olur. Müşterek faillik açısından kilit nokta suça katılanların fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasıdır. Örneğin, hırsızlık suçu işlemek üzere anlaşan iki kişiden biri olay yerinde gözcü olmuş, diğeri de malları çalmışsa, müşterek faillik suretiyle suça iştirak ettiklerinden her bir fail işlenen suçun ceza miktarı ile cezalandırılacaktır.

*TCK 53/1

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma bu madde ile hukuk sistemimizde varlığını sürdüren bir hükümdür. Suç işleyen kişinin, tehlikeli hal ve hareketlerinin mahkeme tarafından sabit görülmesi üzerine düzenlenen bir nevi güvenlik tedbiri olarak uygulanmaktadır. Söz konusu güvenlik tedbiri kapsamında suçtan yargılanan kişi hakkında “ek ceza” veya “feri ceza” gibi tanımlamalar da yapılabilmektedir. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan kişinin, mahkumiyetin zorunlu sonucu olarak bu haklarının elinden alınması hükmü, TCK 53/1 ile gündeme gelmektedir.

Örneğin kişi, kasten işlediği bir suç sebebiyle hapis cezasına mahkum edildiğinde, bu durumun kanuni sonucu olarak; Devlet, il, belediye, köy ve bunların denetimi altında olan bütün kamu kurumlarında atamaya veya seçime tabi tutulan memuriyet hizmetlerde işe giriş yapamaz. Seçme ve seçilme hakkı elinden alınabilir. Velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunma hakkı elinden alınabilir. Vakıf, dernek, , , siyasi parti yöneticiliği ve denetçisi olma hakkı elinden alınabilir. Kamu kurum veya kuruluşlarına tabi mesleklerde kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak çalışmasından yoksun bırakılabilir.

TCK Madde 63- (1)

Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın