fbpx
EkonomiManşet

Küresel gıda enflasyonu açlık riskini büyütüyor: Dünyada rüzgar Türkiye’de fırtına

Gıda fiyatlarındaki artış son 3 yılın zirvesinde. Gıda egemenliği için küresel ölçekte yarışan şirketler ve ülkeler artışlarının temel sorumlusu. İthalatçı Türkiye’de ise TL’nin değer kaybetmesi sorunu derinleştiriyor. Erdoğan ise sorunu çözeceklerini söylerken çözümün ne olacağı hakkında bilgi vermedi.

Covid-19 pandemisi özellikle gıda egemenliğinin ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya hatırlattı. Salgın nedeniyle tüm dünyada iki önemli sorun baş göstermeye başladı. Bunların birincisi artan gıda fiyatları ikincisi ise istihdamın daralması ve gelir kayıplarının artması. Bir yandan gıda fiyatlarının artması diğer yandan azalan gelirler işçi sınıfını açlık tehlikesinin eşiğine getiriyor. Yükselen işsizlikle beraber sıfır gelirli insanlar artıyor.

Tüm dünyada gıda fiyatları yükseliyor. Küresel gıda fiyatları dolar cinsinden ölçüldüğü TL’nin de dolara karşı değer kaybettiği düşünülürse artık bir gıda ithalatçısı olan Türkiye’de artış daha sert hissediliyor. Buna karşılık ’li Tayyip Erdoğan dün yaptığı açıklamasında “Ama öyle ama böyle bu iş bitecek. Fiyatlar böyle yüksek devam etmeyecek. Bunun önüne geçilecek, vatandaş rahat edecek” dedi. Fakat tüm dünyada artan gıda fiyatlarına karşı Türkiye’nin ne tip önlem alacağı sorusuna Erdoğan’ın cevabı bilinmiyor.

Küresel gıda fiyatları salgın ile geçen 2020 yılında ortalama 97,9 puan ile son 3 yılın zirvesine çıktı. Ancak bu ürünler içinde özellikle yoksul kesimlerin tükettiği zorunlu gıda mallarındaki artış çok daha fazla. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nden (FAO) yapılan açıklamaya göre, Aralık 2020’de dünya gıda fiyatlarındaki yükselişte süt ürünleri ve bitkisel yağlar başı çekti.

2019’A GÖRE KÜRESEL FİYATLAR NE KADAR ARTTI?

► Tahıl: Yüzde 6,6
► Pirinç: Yüzde 8,6
► Mısır: Yüzde 7,6
► Buğday: Yüzde 5,6
► Bitkisel yağ: Yüzde 19,1

YAĞ FİYATLARI REKORA KOŞUYOR

Tahıl fiyat endeksi aralıkta yıllık dolar bazında yüzde 6,6 yükseldi. TL ise dolara karşı yüzde 30’a yakın değer kaybetti. Hal böyle olunca özellikle ithalatın yoğun olduğu kalemlerde TL cinsinden fiyat artışı yüzde 50’ye yakın seyrediyor. Peki küresel fiyatlar neden artıyor. Her üründe ayrı ayrı birçok neden sıralanabilse de örnekler sorunun temelinde pandeminin yattığını ortaya koyuyor. İşte örnekler;

SORUN: Yıllık bazda 2020’de pirinç ihracat fiyatları 2019’a göre yüzde 8,6, mısır ve buğday için ise sırasıyla yüzde 7,6 ve yüzde 5,6 yükseliş kaydetti.
NEDEN: Bu ürünlerin küresel ölçekteki üreticilerinin başında Rusya ve Kuzey Amerika geliyor. Bu ülkelerdeki mısır, buğday, pirinç mahsüllerinde büyüme beklentisi düşük. Ürünler stoklanabilir olduğu için fiyatları tıpkı borsadaki gibi beklentiler üzerinden belirleniyor. Beklentiler kötü gittiği için fiyatlar artıyor.

SORUN: Bitkisel yağ fiyat endeksi aralıkta yüzde 4,7 artarak Eylül 2012’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyesine çıktı. Endeks, 2020’de bir önceki yıla göre ortalama yüzde 19,1 arttı.
NEDEN: Dünyada en çok tüketilen bitkisel yağ, palm yağı. Bu ürünün yüzde 90’ının üretildiği ülke ise Endonezya. Pandemiyle beraber Endonezya’nın palm yağı ihracatına ilave vergiler getirmesi ürünün fiyatını artırdı. Talep diğer yağlara kaydı. Arjantin’de soya üreticilerinin uzun soluklu grevleri de soya yağı fiyatlarını artırdı. Keza kanola yağında yaşanan benzer sorunlar talebi ayçiçek yağına kaydırdı. Ayçiçek yağında da dünya fiyatları artış gösterdi.

GIDA ENFLASYONUNDA ŞAMPİYONUZ

Ülkede artan dışa bağımlılık ve yanlış tarım politikaları nedeniyle gıda fiyatları sert şekilde artıyor. TÜİK’in açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerine göre gıda fiyatlarındaki artış yüzde 20,6 oldu. Ancak bu artışın altındaki en önemli neden TL’deki değer kayıpları. Gıda dolara karşı dahi değerli hale gelirken, doların TL karşısında değerlenmesi ülkeyi açlık riskiyle karşı karşıya getirmiş durumda.

EN YOKSULLARIN TOPARLANMASI 10 YILDAN FAZLA SÜRECEK

Londra merkezli uluslararası insani yardım örgütü Oxfam’ın yayımladığı eşitsizlik raporuna göre pandemi dünya çapındaki ekonomik eşitsizliği büyüttü. Raporda, “Gezegen üzerindeki en zengin 1000 kişi Covid-19 nedeniyle yaşadıkları kayıpları sadece 9 ay içerisinde telafi edebilirken, dünyanın en yoksullarının ekonomik olarak toparlanması on yıldan fazla sürebilir” denildi. Ekonomik eşitsizliğin tüm ülkelerde eş zamanlı olarak şiddetlendiği belirtilen raporda bunun yüz yıl sonra ilk kez gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Oxfam raporuna göre dünyadaki milyarderlerin toplam serveti Mart 2020 ile Aralık 2020 arasında 3 trilyon 900 milyar dolarlık artışla 11 trilyon 950 milyar dolara yükseldi.

Rapora göre dünya 90 yıldır gördüğü en büyük istihdam krizini yaşıyor. 100 milyonlarca insanın gelirini ya da işini kaybettiği belirtiliyor. Bu durumdan etkilenen kesimlerin başında da kadınlar geliyor. Pandeminin olumsuz etkilediği önde gelen ekonomik branşlar arasında otelcilik ve lokantacılık ile büro yönetimi . Kadınların yüzde 49’u ve erkeklerin yüzde 40’ı bu branşlarda istihdam ediliyor.

Öte yandan ve sosyal hizmet alanlarında istihdamın yüzde 70’ini oluşturan kadınlar Covid-19 hastalığına yakalanma riskiyle daha fazla karşı karşıya. İngiltere’de yapılan araştırmalara göre Covid-19 hastalığından ölüm oranlarının düşük gelirli bölgelerde varlıklı kesimlerin yaşadığı bölgelerin iki katı olduğu belirtiliyor. Fransa, İspanya ve Hindistan’da yapılan çalışmalardan da benzer sonuçlar elde edildi.

GİDEREK KAOTİK BİR HAL ALACAK

Gıda fiyatlarında hem Türkiye’de hem dünyada yaşanan artışa ilişkin Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Murat Kapıkıran BirGün’e değerlendirme yaptı. Kapıkıran şunları söyledi;

“Son bir yılda, dünyada kuraklık, iklim krizi ve pandemi süreci ile birlikte tarım ürünleri fiyatlarında ve arzında sorunlar görülmeye başladı. Tarım ürünleri üretim miktarlarında artış devam ederken kuraklık ve pandemi, stokçuluğun ve tarım ürünleri ticaretinde finansal spekülasyonların artmasına gerekçe olarak kullanıldı.

Ülkemizde yaşanan fiyat artışları dünyadaki artış gerekçelerine ek olarak bir çok farklı nedene bağlı. Plansız üretim, çiftçilerin pazarda örgütsüz oluşu, kur artışı nedeniyle, girdi maliyetlerinin, lojistik giderlerinin artışı, üretime dayalı olmayıp ithalat ile arzı ve fiyatları kontrol etmeye çalışan yaklaşımın hakim olması vs. Tarım sektörü üzerinde korumacı politikalar uygulanmayıp piyasanın kontrolsüz etkileri ile çiftçiler yüz yüze bırakılıyor. Yıllardır uygulanan ithalat ile piyasa regülasyonları uygulaması çiftçilerin zarar etmesine ve üretimden vazgeçmesine neden olmaya devam ediyor. Bu tercih küresel pandemi izolasyonları karşısında iç yeterlilik sorunları yaşanmasına ve ithalat fiyatlarında pazarlık şansının azalmasına neden oluyor.

Uluslararası fiyat artışlarına ek olarak Türk Lirası karşısında da değer kazanan döviz, hem üreticinin girdi maliyetlerinin hem de tüketici fiyatlarının böylece de tarım ürünlerinin gıda enflasyonu etkisinin giderek artmasına neden olmaya devam edecektir. Tarım ürünleri fiyatlarını oluşumu sosyal sorumluluk duymayan neredeyse piyasadaki en büyük alıcı konumunda olan AVM’ler tarafından belirlenir duruma geldi. Bu şartlar altında tarım ve tarım ürünleri piyasaları giderek kaotik bir hal alacaktır.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın