fbpx
GündemManşet

Jeotermaller küçük depremleri tetikliyor!

İzmir’de meydana gelen depremin ardından Ege Bölgesi’nde özellikle Aydın yöresinde jeotermal tesislerin çok olması ve zaman zaman ihmaller ile gündeme gelmesinden dolayı yeni depremlerin oluşabileceği kaygısı oluştu. İzmir Jeoloji Mühendisleri Odası Alim Murathan, jeotermallerin yıkıcı depremler üretebileceğinin dünyada bir örneği olmadığını söylerken, ancak 2.0, 3.0 büyüklüğündeki depremleri tetiklediğinin bilindiğini dile getirdi.

İzmir’de meydana gelen yıkıcı depremin ardından, yeni depremlerin olabileceği yorumları sıkça yapılıyor. İzmir depremini en çok hisseden  bölgeler çevre iller oldu. Jeotermal sondajları ve tesislerinin en yoğun olduğu yer Ege Bölgesi. Sisam Adası merkezli meydana gelen depremden sonra, Aydın’da çevre örgütlerinin yanı sıra Aydınlıların da jeotermaller ile ilgili kaygı ve rahatsızlıkları mevcut. Aydın’daki endişeyi Germencik Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Halil Çetinkaya, jeotermal tesisler ile depremler arasındaki ilişkiyi ise Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Alim Murathan anlattı.

“AYDINLILAR JEOTERMALLERİN DEPREMDE RİSK UNSURU OLMASINDAN RAHATSIZ”

Dünya kamuoyunda büyüklüğü kayıtlara 7.0 olarak geçen Sisam Adası merkezli depremde İzmir’de çok sayıda bina yıkıldı, onlarca insan öldü. Depremin etkisi hâlâ devam ederken, Türkiye’de en çok jeotermal tesisin bulunduğu Aydın’da olası bir depremde jeotermal borularının patlama ihtimali ile birçok insanın 100-200 derece sıcaklıktaki suyla temasında zarar görebileceği ve hayatını kaybedebileceği düşünülüyor. Öte yandan yeraltından sondajla çekilen jeotermal akışkanın mevzuata göre işlem gördükten sonra geri reenjekte olması gerekiyor. Fakat GERÇED Başkanı Halil Çetinkaya, şirketlerin reenjeksiyon işlemini çok maliyetli olmasından dolayı yapmadığını söylüyor.

Jeotermal suyun faylardaki kırıklıklardan elde edildiğini söyleyen Çetinkaya, “Reenjeksiyon ne kadar yapılıyor ne kadar yapılmıyor bilmiyoruz. Suyun sondaj ile çekilmesi, yer altında bir boşluk oluşturuyor. Bilim insanları bunu doğruluyor. Jeotermal kaynaklı depremlerin olduğu dünyada biliniyor” dedi. Jeotermal santrallerin Aydın’da kurulmasından beri depremlerin yüzde 34 daha fazla meydana geldiğini dile getiren Halil Çetinkaya şöyle konuştu: “Ahmet Ercan’ın bir yazısında gördüğüm bir veriden hareketle depremlerin arttığını biliyoruz. Aydın kamuoyunda ciddi bir kaygı mevcut. Şirketlerin reenjekte yapmadığını yerlerde çökmeler olacağı söyleniyor. Çünkü aşağıdaki boşluk dolmuyor.”

“OLASI BİR DEPREMDE JEOTERMAL BORULARI PATLARSA FACİA OLUR”

İzmir’de meydana gelen depremden sonra bütün kamuoyunda depremlere hazır olunmadığı görüşü hakim. Özellikle Aydın yöresi jeotermal santrallerin ihmalleriyle sıkça gündeme geliyor. Aydın’daki çevre örgütleri ve Aydınlılar, olası bir depremde, yerleşim yerlerinden geçen ve içinde 100-200 dereceye varan boruların patlaması halinde hayatını kaybetme riski olan insanların hesabını kim verecek diye soruyor. Tarlalardan, mahallelerden geçen borular hakkında da konuşan Halil Çetinkaya, “Borular patlarsa facia olur. İnsanlar yanarak hayatını kaybedebilir. Son depremler insanları iyice huzursuz etti. Sadece biz değil diğer çevre dernekleri de bu kaygıları dile getiriyor. Böyle bir şey yaşanırsa kimse bunun hesabını veremez” diye konuştu.

“JEOTERMALLER YIKICI DEPREMLER ÜRETMİYOR”

Türkiye’de jeotermal amaçlı açılan sondajların depremi tetiklediğine yönelik bilimsel makale olmadığını ancak yurt dışında bu tür makalelerin olduğunu belirten Alim Murathan, “Jeotermallerin büyük deprem enerjilerini açığa çıkarma etkisinin olmadığını söyledi. İzmir özelinde enerji amaçlı açılan sondajların olmadığını aktaran Murathan, “Aydın, Alaşehir vs. bölgelerinde açılan sondajların işletme süreci içinde, 2.0, 3.0 gibi depremleri tetiklediği söz konusu ancak bunlar küçük ölçekli depremler. Jeotermallerin 6.0 ya da 7.0 gibi depremlerin ürettiğine dair dünyada örnek yok” dedi. Konunun bilimsel açıdan yoksun olduğunu vurgulayan Alim Murathan, “Özellikle Ege bölgesindeki graben sistemlerinde bir rezervuara yapılan müdahalede yer altındaki duyarlılığın bozulması doğal bir şey. Fakat bu bozulmanın yıkıcı deprem yaratma riski derseniz dünyada böyle bir şey olmadı” diye konuştu.

Barajlar için bu riskin olduğunu söyleyen Murathan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Dünya’daki büyük barajların yarattığı ağır basınç olayı bazı ülkelerde fay hattını tetiklediği 6.6, 6.5 büyüklüğünde depremler ürettiği biliniyor. Bilimsel kayıtlara geçti. Ancak jeotermallere dair bilimsel bir veri yok. Bilimde ciddiye alınmaması gereken diye bir şey olmaz. Ege bölgesinde meydana gelen depremle jeotermalin ilişkisini kurmak anlamsız. Fakat sıcak su çıkışları meydana gelebilir. Jeotermaller, deprem kaynaklarıdır. Fakat bu doğaldır. Türkiye bir deprem ülkesi, İzmir’de deprem kenti, bizim yıllardır ifade ettiğimiz bir şey var. 30 Ekim depreminde de diğer depremlerde de yeteri kadar hazırlıklı değiliz. Deprem ve fay bunlar doğa olayları, biz yerleşim alanlarını, zemini seçerken doğru tercih ve gerekli planlamayı yapmış olsak, bu deprem bizi etkilemezdi. Bizim mühendislik standartlarına uygun yapılar inşa etmemiz gerekiyor. Türkiye’de zeminle alakalı sorun var. Zeminle ilgili yapı denetim ve kamu denetimi yok maalesef.” Aydın’daki çevre örgütlerinin kaygıları üzerine de değerlendirme yapan Alim Murathan, “Jeotermallere çevresel açıdan karşı çıkmak başka bir şey ama o bölgede jeotermal sondajların ciddi büyük bir deprem üretiyor gibi meseleleri öne çıkarmak doğru olmaz. Fakat küçük depremlerin açığa çıktığı dünyada da biliniyor.” 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın