GündemManşet

İYA’dan Tunç Soyer’e: Halkın küsmesi konusunda bir endişe taşımıyor, demek ki sermayenin desteği yetiyor

İzmir Yaşam Alanları, kentte son günlerde kamuoyunda tartışmalara neden olan, Kültürpark, İnciraltı’nın imara açılması, kentsel dönüşüm hamleleri ve Çeşme Turizm Yatırım Bölgesi gibi konulara dikkat çektiği bir açıklama yayımladı. Açıklamada, İBB Başkanı Tunç Soyer’e eleştirilerini de sıralayan İzmir Yaşam Alanları, “Sermayenin desteği ona yetiyor” ifadelerine yer verdi.

İzmir Yaşam Alanları, son dönemde kentte tartışmalara neden olan, Kültürpark, İnciraltı’nın imara açılması ve Çeşme Turizm Yatırım Bölgesi gibi konularda genel bir değerlendirme açıklaması yayımladı. “İzmir son günlerde yoğun saldırı altında” başlığıyla yayımlanan açıklamada, kentte tartışmalara neden olan konulara dikkat çekilirken İBB Başkanı Tunç Soyer’e ithafen, “Kentin en merkezi yerine gökdelen projesi için ‘sermayeyi küstürmeyelim’ diyen Başkanımız ‘halkın küsmesi’ konusunda bir endişe taşımıyor. Demek ki, ‘sermayenin desteği’ ona yetiyor” ifadelerine yer verildi.

İzmir Yaşam Alanları’ndan yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

  • Bu saldırı sermayenin ve rant peşinde olanların saldırısıdır. Yeni ve kârlı bir yatırım alanı olarak ele alınan kent, piyasanın ihtiyacına uygun olarak yeniden şekillendirilmektedir. İzmir’de kısa yoldan çok para kazanmanın yolu da kentin yeniden inşaa edilmesinden geçmektedir. İZMİR son yıllarda maruz kaldığı bu saldırıya direnmeye çalışarak geçiriyor zamanını. Bunlardan bazılarını sayarsak; Körfez geçişi projesi, Çeşme Turizm Yatırım Bölgesi, İnciraltı’nın İmara Açılması… Bütününde Yarımada’nın ranta açılması yani talan projesine ait fotoğrafın kesitleri… Farklı projeler gibi sunulan, sözde defalarca değişen ama tek amacı bu verimli, kamusal alanların ranta açılması ve sermayeye aktarılması.
  • Yarımada projesi için bir yıl süre boyunca, “Proje yok, projeden haberimiz yok, projeyi görmedik, hele bir proje önümüze konsun.” diyerek zaman geçiren, “Bir rant varsa bunu kimseye yedirtmem.” Diyerek projelerde saf tutanların, aynı rolü, İnciraltı için de üstlendiklerini görüyoruz. Başkan; yoğun olarak gündemde olan kent mikroklimasının sağlandığı, kent peyzajını güçlendiren İnciraltı tarım arazilerinin imara, konut yapımına açılma çalışmaları için daha hafta başında “Proje nedir?” bilmiyoruz derken, dün parti yöneticilerine, milletvekillerine konuya ilişkin sunum yapıyor, bugün de alanın yapılaşmaya açılmasının en yürekli savunucusu oluyor. Ekonomik kaygıların, ekolojik kaygılara baskın çıkması sonucu tüketilen toprak kaynakları İnciraltı’nda da geri dönülemeyecek biçimde göz ardı ediliyor. Kararlı bir tavırla bölgenin tarımsal niteliğinin korunması, sulama ve drenaj çalışmalarının yapılması, üreticilerin desteklenip, teşvik edilmesi ve arazi spekülasyonlarının önüne geçilmesi beklenirken, “rant amaçlı yüksek yoğunlukta yapılaşma arzusu” her şeyin önüne geçiyor.
  • Kentsel dönüşüm adı altında Gültepe, Tepecik, Ege Mahallesi gibi semtler yoğun baskı ve istilaya maruz bırakılıyor. Kent yoksulları, bu dönüşüm süreçlerinden negatif etkilenen kişiler oluyor. Bu mahallelerde şeffaf olmayan bir şekilde yürütülen süreç ile orada yaşayan yoksul halkın çıkarı gözetilmiyor, ortaya konulan koşullar eşitsizlikleri görünür kılıyor, mekânları ayrıştırıyor ve kent merkezinden uzaklaştırıyor. Bir tarafta lüks yaşam standartlarına sahip küçük bir kesim; diğer tarafta da çok düşük standartlarda yaşamını sürdürmeye çalışan geniş kent yoksulları yan yana olamıyor.
  • Kültürpark, Kemeraltı, Basmane, Kahramanlar, Liman Arkası gibi bölgeler ise farklı talan projesinin ayrı bir kesiti ayrı bir yapılaşma öyküsü. Bu bölge kentte bütüncül olarak sürdürülen soylulaştırılma projesinin liderliğini yapıyor. Kentin en merkezi yerine gökdelen projesi için “Sermayeyi küstürmeyelim.” Diyen Başkanımız “halkın küsmesi” konusunda bir endişe taşımıyor. Demek ki, “sermayenin desteği” ona yetiyor. Zaten bu desteğin kendisi için anlam ve önemini bu hafta içinde gerçekleştirdiği iki yeni adımla bir kez daha kanıtlıyor. Bunlardan birisi “referandum”, diğeri de “açık veri” portalı diye adlandırılan projeler. “Demokratikleşme” konusunda büyük bir adım olarak sunulan “açıklık, şeffaflık, birlikte yönetim, biz olma hâllerinin” yerel yönetimde yaşama geçirilmesi için İzmir Ticaret Odası ve TÜSİAD ile oluşturdukları çalışmalarda Akıllı Kentler, Erdemli Kentler uzun uzun tanımlandı. Akıllı kentler için modern alt yapı, hizmetlere hızlı erişim, yüksek yapı standartları, güvenli ve sürdürülebilir büyüme, teknoloji bazlı hizmet kullanımına erişimin sağlanacağı anlatıldı.
  • Ancak, tüm anlatılanların içinde “insan” yoktu, “İzmir” yoktu, “İzmirli” yoktu. Bir hafta önce bedelini ödeyemedikleri için elektrikleri kesilen Tepecikli Romanlar yoktu. Aynı Kültürpark için yapılan ama içinde İzmir’in, İzmirlinin, kentlinin olmadığı Koruma Amaçlı İmar Planı taslağı gibi. Parka gelenler “temiz içme suyu, oturacak bank, bakımlı ağaç, tuvalet, yürünebilecek bir zemin, çocukların oynayacağı bir park, içilecek bir çay, anılarındaki gibi bir semaver” derken; Başkan “Hayır!” dedi. “Size 12 bin m2 zeminli koskoca bir bina vereceğim, ne yapacaksınız çayı, çocuk parkını. O binada ne olacağını da sonra söylerim, şimdilik sır, güvenin bana”. Kentimizin Başkanı’nın “Herkesi memnun etmek mümkün değil!” derken sadece sermayeyi ve sermayedarları memnun etmeyi görev edindiği anlaşılıyor. Günümüzde sermayenin en büyük destekçisi ve yatırım alanı olan kentimiz saldırı altında, gölgelenmiş, sahte kavramlar altında yaşayan İzmirliler yorgun ve üzgün. Elbet bu böyle gitmeyecek. Taraf ve muhatap olan bizler de, kentliler de, örgütler de, yapılar da başkan ve adamları tarafından görünür olacağız. İşte o zaman demokrasi, ortak akıl, birlikte yönetme gibi kavramlar gerçek içeriği ile buluşacak.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın