fbpx
ÇevreManşet

Dr. Metin Aydın: Jeotermal tesisler kapatılmalı!

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Aydın, Manisa ve Denizli’de jeotermallerin etkileri üzerine bir rapor hazırladı. Raporda Gediz-Büyük Menderes havzasının jeotermal akışkanlarla kirletildiği ortaya koyuldu. Raporu değerlendiren Dr. Metin Aydın, raporun itiraf niteliği taşıdığını ve jeotermal tesislerin kapatılması gerektiğini belirtiyor.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ortak hazırladığı “Türkiye’de Jeotermal Kaynakların Kümülatif Etki Değerlendirmesi” nihai raporu geçtiğimiz haftalarda yayınlandı. Çalışma için en çok jeotermal tesisinin kurulu olduğu Aydın, Manisa ve Denizli illeri seçildi. Özellikle Aydın Germencik ölçeğinde JES’lere karşı yıllardır mücadele eden Aydın Çevre Mücadelesi (AYÇEM) sözcüsü Dr. Metin Aydın raporun içeriğini ve yapılması gerekenleri anlattı.

“JEOTERMAL TESİSLER TARIMSAL VERİMİ DÜŞÜRDÜ”

Yaklaşık 1347MW gücü ile dünyada dördüncü sırada yer alan Türkiye’de JES’ler yıllardır tartışma konusu oluyor. Özellikle re-enjeksiyon yapılmaması, kimyasal suların tarımın yoğunlukla yapıldığı B. Menderes yüzey sularına deşarj edilmesi tepkilere neden oluyor. Gediz ve B. Menderes Havzasını Türkiye’nin tarım ambarı olarak tanımlayan Metin Aydın, bölgede tarımsal verimin düştüğünü savunuyor. Raporda yer alan “tarım üzerinde etki” başlığında, “JES’lerden kaynaklı olarak büyük miktarlarda suyun buharlaşması atmosferdeki nem miktarını arttırıp yerel iklim üzerinde etki oluşturabileceğinden, neme duyarlı olan başta proje bölgesinin geleneksel tarım ürünleri olan ve büyük oranda ihraç edilen incir ve üzümün yanı sıra zeytin, kestane ve nar gibi ekonomik değeri olan ve bölgeye özgü tarımsal ürünlerin olumsuz yönde etkilendiği endişesi iletilmiştir” deniliyor.

“BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN KALDIRILMASI VE YOĞUŞMAYAN GAZLAR BİYOÇEŞİTLİLİĞİ ETKİLİYOR”

Raporda öne çıkan başlıklardan bir diğeri ise Biyoçeşitlilik ve ekoloji üzerine olan tablo. JES projeleri kapsamında yürütülen sondaj faaliyetleri dikkate alındığında açığa çıkan hava emisyonları (yoğuşmayan gazlar, toz vb.), bitki örtüsünün kaldırılmasıyla habitat kaybına neden olduğunu Metin Aydın şöyle anlatıyor: “Tesislerin, tabiat koruma alanları, milli park, SİT alanları, sulak alanlar vb. korunan alanların içerisinde ve yakın çevresinde yer almaması gerekirken, bölgede bu yasakların pek çok noktada ihlal edildiğini görebiliyoruz.”

“HAVA VE TOPRAK ÖLÇÜMLERİ DSÖ STANDARTLARI ÜZERİNDE”

Raporda, jeotermal tesisler için yalnızca çevresel etki değerlendirmesi değil, sağlık etki değerlendirmesinin de olması yönünde yorum yapıldığını kaydeden Aydın, uygulamayı çevrecilerinde desteklediğini belirtti. “Jeotermaller bir kirlilik oluşturuyorlar, insan sağlığı üzerinde de etki yaratıyorlar” diyen Aydın, “Tesislerin ‘yapılsın mı yapılmasın mı’ karar aşamalarında bu kriterlerin olması gerekir. Aynı zamanda çalışmada hava kirlilik parametreleri Temmuz, Ekim aylarında ölçüldü. Tarımsal sulamanın yapıldığı aylarda mevzuata göre jeotermal tesislerin buhar bırakmaması gerekiyor. Esasında tesislerinin etkisinin en az olduğu dönemde ölçüm yapıldı. Yine bu dönemde ‘çürük yumurta’ kokusu olduğu yazılıyor. Yani rapor aslında itiraf niteliği taşıyor. Başka bir itiraf ise 2 ppm ortamda kükürt dioksiti hissediyor, 3 ppm ortamda sağlık etkilenmesi yaşıyorsunuz. DSÖ’nün 4 ppm sınırı var. Ancak burada ‘DSÖ kriterleri üzerinde ölçüm yapıldığı’ söylenmiş. Buradan da Aydınlıların sağlığının olumsuz etkilendiği anlamı çıkıyor” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN TARIM AMBARI 39 JES İLE KİRLENİYOR”

Raporun pozitif etkileri başlığında geçen “istihdam sağlama”ya ilişkin, tesislerde çalışan işçilerin bölgede çiftçilik yapan insanlar olduğuna dikkat çeken Aydın, “Uzun vadede baktığımızda bölgede yaşayan insanların tarımsal verimi ve ekonomisi küçülüyor. Büyük Menderes, 39 JES’in kirlilik yükü altında. Çiftçilerin geçim kaynağı ortadan kalkıyor. Gediz havzası giderek yoksullaşıyor. Mülkleri elinden alınıyor, köylüler topraksız hale getiriliyor. Gediz ve Büyük Menderes havzasındaki tarımı tamamen bitiriyorsunuz. Üretilen elektrik bölgedeki insanlara daha ucuz verilmiyor. Daha ekonomik olduğu da doğru değil. Tek başına incirin ekonomiye yaklaşık 400 milyon dolar etkisi var. 4 tarımsal üründe Aydın Türkiye’de ilk sırada. Burası Türkiye’nin tarımsal ambarı”

“JEOTERMAL YASASI ACİLEN DEĞİŞMELİ”

Raporu temel alarak JES projelerine karşı davalarda kullanacaklarını belirten Aydın, “Siyasi partilere görev düşüyor. Acilen jeotermal yasasının değişmesi gerekiyor. İtiraf niteliği taşıyan bu rapordan sonra jeotermal tesislerin kapatılması gerekiyor. İdare burayı denetlemiyor. Jeotermal santraller kilovat başına bin 625 gram karbondioksit salınımı yapıyor. Bu dünyada yaklaşık 125 gram olarak gerçekleşiyor. Dünya Bankası kriterlerine göre bin 625 gram salınım gerçekleştiren tesislere finansal destek verilmemesi gerekiyor. Ağır karbondioksit salınımı gerçekleştiren tesislerin finansal desteklerden mahrum bırakılması lazım. Fakat maalesef uygulamaya gelince denetimler yetersiz kalıyor” ifadelerini kullandı.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen reklam engelleyiciyi kapatın